05 Ekim 2007 Cuma

Yalan Dünya 13.Bölüm

Saner’i Avni’nin şirketine girerken gören Ömer gerçeklerin ortaya çıktığını düşündüğü için herkesten özellikle de Azra’ dan kaçmaktadır.
Saner’i Avni’nin şirketinde işe aldıran Nezih’in vicdan hesaplaşması devam etmektedir. Nezih’in gelini için bir yüzük aldığını öğrenen Muhsine ‘nin şüpheleri nedensiz çıkmaz. Yıllarca diğer torunu ile Almanya’da yaşadığını sandığı gelini Vuslat’ın aslında hala aynı yerde onlarla aynı şehirde yaşadığını öğrenen Muhsine ne yapacaktır?Ömer’in, ortadan kaybolması ile düşünmeye bol bol vakti olmuş ve artık Azra’yı da yanına alıp bambaşka bir hayat yaşamaya karar vermiştir. Bakalım Azra’nın bu karar tepkisi ne olacaktır?Babası Kemal ‘in yürümesi ile Saner’e haksızlık ettiğini düşünen İpek Avni’nin şirketine nişanlısını görmeye gittiğinde Ömer ve Azra ile karşılaşması nelere mal olacaktır?Saner’in işe girdiği şirketin arkasındaki gerçek ismin Nezih olduğunu öğrenen Vuslat oğlunun işe devam etmesini istemeyince bakalım Saner annesini kırmak uğruna işe devam edecek midir?

21 Eylül 2007 Cuma

Yalan Dünya 11.Bölüm


Ömer ve Azra’ nın oyunu yüzünden devam eden ayrılıkları Pınar hariç herkesi üzmektedir. Azra ile barışmak için her şeyi göze alan Ömer, Azra ile son kez buluşup konuşmak ister. Bu arada Avni’yle şirketin satış belgelerini imzalatmak için dışarı çıkan Nezih, alkolü fazla kaçırınca, Ömer’in buluşmaya geç kalması olayların tüm seyrini değiştirir.

İpek’in babası Kemal’in iyileşip tekrar yürümesi için morale ihtiyacı vardır. Babasını üzmek istemeyen İpek, Saner’le tekrar nişanlanmaya karar verir. Tüm mahallelinin ve ailelerinin güveninin kazanan Saner, İpek’in güveninin kaybetmiş, arkasındaki karanlık bir geçmişi aydınlatmak için İpek’e söz vermiştir.
Saner’e inanmak isteyen İpek, babasının davası bitene kadar Saner’den emin olmasa da, bu nişanı yapmaya ve birlikteliğini sürdürmeye kararlıdır. Geçmişini aydınlatmak için Azra ile görüşmeye çalışan Saner, Ömer’i bekleyen Azra’nın karşısına çıkınca, bakalım neler yaşanacak, Azra ve Ömer’in zaten kötü giden ilişkileri bundan nasıl etkilenecektir?

Geçen bölümde Pınar’ın Azra’ya, Ömer’le nişanlandığı yalanını söylemesi ile buna çok üzülen Nezih, geçmişini ve hatalarını sorgulamaya başlar. Muhsine’nin hiç görmediği diğer torununa olan özlemi ve Ömer’in kendisini hayal kırıklığına uğratması ile Kadırga’ya diğer torununu görmeye giden Nezih’i bekleyen büyük sürpriz nedir?

Ömer ve Azra’nın oynadığı aşk oyunundan daha büyük bir oyunu bu kez kader oynamaktadır. Üstelik hem Saner’e hem de Ömer’e. Aşkı uğruna her şeyden vazgeçmeyi göze alan Ömer’in, Azra ile paylaşacağı büyük sır nedir? Bu kez kader, oyununu kimin için oynayacaktır?

15 Eylül 2007 Cumartesi

Yalan Dünya 10.Bölüm

10. Bölüm Özeti

İpek’in babasının sakatlığının nedenlerini araştıran Saner, davanın tekrar açılmasını sağladıktan sonra Kemal’in bir kerelik de olsa ayağa kalkması ile herkesin Kemal ‘in yürüyeceğine olan inancı ve Saner’e olan güveni daha da artmıştır.

Saner ve İpek’le karşılaşan Azra’nın öfkesine anlam veremeyen Ömer , ne yapsa bir türlü Azra ile olan ilişkisini düzeltememektedir. Ömer’in yanından hiç ayrılmayan Pınar yüzünden çiftin kavuşması gittikçe daha da zorlaşmaktadır.

Saner’in anılarını parça parça anımsamasına neden olan hafızası , İpek’e Azra demesi ve gittikleri barda tanımadıkları insanlarla yaşadıkları yüzünden, İpek’in tüm güvenini altüst etmiş, nişanı bozmalarına neden olmuştur. Kemal ‘den bunu saklayan İpek ve Saner’i, Kemal’in hastalığı ile ilgili gelişmeler bakalım nasıl zor bir durumda bırakacaktır.

Kadırga’ya gelerek yıllarca görmediği torunu hakkında araştırma yapan Nezih, mahallelinin torununa olan sevgisinden etkilendiğini bakalım ne kadar gizleyebilecektir? Şirketinin iflastan kurtulmasını sağlayacak alıcıyı bulan Azra’nın babası Avni, satılacak malların gerçek ederini öğrenince gururu uğruna şirketin iflasını kabul edecek midir?

Azra’ya olan aşkı gittikçe büyüyen Ömer , yalnızca Azra’yı düşünmekte, kardeşi Saner’le yer değiştirdiğini bir tek kendisi bilen Ömer ,bakalım gerçekleri daha ne kadar saklayabilecektir?

17 Ağustos 2007 Cuma

Yalan Dünya 6. Bölüm Özeti

Ömer, hiç bilmediği kardeşinin hayatındaki gerilimden kurtulmak, hatta becerebilse, eski hayatına geri dönmek istemektedir. Ancak Azra, ne zaman evlilik konusu açılsa kaçan Ömer’in onu sevmediğini düşünmeye başlamıştır. Ömer gerçekten kalmak istese de gerçeklerin artık açıklanma zamanı gelmiştir…Ama nasıl?

Saner, Ömer ve ailesine iyice alışmış, işlerini büyütmeye bile başlamıştır. İpek ve ailesi gibi Vuslat ‘da bu değişimden gittikçe endişe duymaya başlamış, olan biten her şeye kazanın neden olduğunu iyice kabul etmiştir. İpek’in ilgisi ise Saner’in hayatını gittikçe daha fazla doldurmaktadır.

Saner’in hayatında tutunmaya çalışan Ömer, holding yönetimindeki hatalarını, çabucak kapatırken neler yaşayacak, Nezih, Azra’yı tehdit eden Mahmut ve adamları karşısında nasıl davranacaktır? Ömer, aralarındaki sırrı Azra’ya açıklayacak mıdır?

13 Ağustos 2007 Pazartesi

Gokhan Ozen Roportaji

Aşka tövbemi bozdum

Gökhan Özen, 3 yıllık sessizliğini yeni albümü "Resimler&Hayaller" ile bozdu. Çalışmada "Tövbeliyim" adlı bir şarkıya da yer veren Özen, "O şarkıyı yazalı 2-3 sene oluyor, demek ki onu yaptığım dönemde bir kırgınlığım varmış. Ama şu an aşka tövbeli değilim. Tövbe bozuldu" diyor.

Öncelikle hayırlı olsun. Biraz albümünüzden bahseder misiniz?- Teşekkür ederim. Albüm yaklaşık 3 senelik bir çalışmanın ürünü...

n 3 sene çok uzun bir zaman değil mi?

- Evet, çok uzun bir zaman. Ama kalite zaman istiyor. Hatta kolumdan tutup beni stüdyodan çıkarmasalar, süre daha da uzardı... Çünkü kendimi orada çok mutlu hissediyorum.

n Albümde kimlerle çalıştınız?

- Söz-müzikler, iki parça hariç bana ait. O iki şarkıyı ise çok sevdiğim dostum Deniz Erten yazdı. Aranjeleri Erhan Bayrak, Suat Aydoğan, Erdem Kınay, Yıldıray Gürgen yaptı. Bunlar dışında kendi aranjelerim de var.

n Hemen hemen bütün şarkılar size ait. Yani albüm tamamen sizi yansıtıyor.

- Evet, albümün yüzde 80’ini kendim hazırladım diyebilirim. Ben amatörce bir ruhla, amatörce bir aşkla yapıyorum şarkılarımı. Tamamen senin duyguların olduğunda, dinleyiciye de daha kolay ulaşıyorsun. Hep bu motivasyonda çalışırsam, Türkiye’nin müzikal gelişimine çok büyük katkım olacaktır diye düşünüyorum.

n Hayranlarınız artık sizi oyuncu olarak da kabul etmeye başladı. Peki nasıl tepkiler alıyorsunuz?

- Başlarken, oyunculuğu bu kadar seveceğimi düşünmüyordum. Ama şimdi, sette olmaktan çok keyif aldığım için benim o enerjimi ekrandan alıyorlar. Zaten severek yaptığın işte başarıyı mutlaka yakalarsın.

- Sinema için teklifler geliyor mu?

- Evet, ama senaryo ve duruş anlamında istediğim gibi bir proje bekliyorum hálá...

n Peki "Bir süre sonra şarkıcılığı bırakırım, oyunculuk yaparım" diyor musunuz?

- Hayır, şarkıcılığı meslek olarak görmediğim için bırakamam. Zaten ben onu bıraksam, o beni bırakmaz. Gece yatarım, aklıma şarkılar gelir, kalkar kaydederim ben. Bu yüzden istesem de vazgeçemem müzikten. Müzik benim hayatımın bir numarası.

n Albümdeki "Tövbeliyim" şarkısına gelirsek... Aşka gerçekten tövbeli misiniz?

- O şarkıyı yazalı 2-3 sene oluyor, demek ki onu yaptığım dönemde bir kırgınlığım varmış. Ama şu an tövbeli değilim. Tövbe bozuldu...

n "Beş senedir şarkılarımı birisi için yapıyorum" demişsiniz, doğru mu?

- Doğru...

n Klibinizde de rol alan Amanda mı o kişi?

- Değil.

- Peki neden hayatınızda o değil de Amanda var?

- Kısmet diyelim... Her zaman doğru insan doğru zamanda gelmiyor, bulduklarınla beklediklerin farklı olabiliyor. Herkesin içinde biraz harcanmış sevda vardır.

n Peki bundan sonraki şarkılar Amanda’ya ithaf edilir mi acaba?

- Olabilir. Ama ben şarkılarımı ilişki yaşarken değil, ilişkim bittikten sonra yazabiliyorum. İlişki sürerken o duygu yoğunluğu çok fazla yakalanmıyor.

n Son zamanlarda albüm satışları durgun ama polemikler çok fazla. Bu durumu nasıl değerlendiriyorsunuz?

- Günümüzde insanlar o kadar çok konuşmaya başladı ki, maalesef müzik geri planda kaldı. Ben bunu keşfettiğim günden beri daha az konuşup, daha çok iş yapmayı felsefe edindim. Boş lafa harcanan vakti işe harcamak daha mantıklı.

n Konserler ne zaman başlayacak?

- Eylül ayından itibaren konserlerimiz başlayacaktır diye düşünüyorum. Öncelikle Avrupa’da olmak üzere...

n Neden açılış Türkiye’de değil de Avrupa’da?

- Çünkü Türkiye’de konser mevsimi yazdır. Eğer kışın şarkı söylemek istiyorsanız, bar tarzı yerlerde söylemeniz gerekir. Ben barda şarkıcılık yapmadığım, yapmayı da düşünmediğim için kışın çok fazla Türkiye’de sahneye çıkmıyorum. O yüzden de öncelikle Avrupa’daki halk konserlerine yöneliyoruz.

n Aynı şey albümler için de geçerli. Genelde yeni albümler yaz aylarına yetiştirilir. Siz biraz geç kalmadınız mı?

- İnsan yaptığı işe güveniyorsa, zaman kavramına kafayı takmaz. Benim albümlerime bakarsanız, hiçbir zaman yazı ya da piyasanın boş anını kollamadığımı görürsünüz. Gereksiz ve ucuz konuşmalar yerine derinliği olan şarkılar yapılırsa, o zaman kalıcı olunur.

n Ucuz şarkılar yapıldığını mı düşünüyorsunuz?

- Emek verilen hiçbir şeye ucuz demek istemem. Ama sadece eğlendiren müzikler yapanlar, bu işi ticari düşünenler, uzun vadede tutunamayacaklardır.

n O halde Hande Yener’in "bakkal müziği" sözlerine siz de hak veriyorsunuz?

- Onları magazinel konuşmalar olarak görüyorum. Bu tarz polemiklere de girmiyorum. Ben Gökhan Özen müziği yapıyorum, o kadar.

n Bu tarz değişir mi zamanla?

- Tarzıma yeni şeyler ekliyorum tabii ki... 3 sene stüdyoda kalma nedenim, yeni bir tarz bulmaktı. Albüme bakarsanız her şarkıda başka bir solist olduğunu görürsünüz. Yani Gökhan Özen derken, 2007 model Gökhan Özen diyelim!

n Dünyada daha çok elektronik müzik dinleniyor son dönemde. Hande Yener gibi siz de böyle bir tarza yönelecek misiniz?

- Albümlerimde bundan önce de mutlaka 1-2 parça elektronik olarak aranje edilirdi. O lezzeti seviyorum, ama tarzımı tamamen değiştirmeyi düşünmüyorum. Benim içimde Anadolulu bir yan var. O duyguyu yaşamak ve yaşatmak zorundayım. Sevenlerim için sevdikleri tarzı korumalıyım. Anadolulu yanım beni duygusal şeyler yapmaya itecektir.

n Çok mu evcimensiniz, yoksa dışarı çıkıyorsunuz da biz mi görmüyoruz?

- Pek dışarı çıkmam, çıktığımda da çok fazla basının olduğu yerlere gitmem. Özel hayatımı kameraların önünde yaşamayı sevmiyorum. Promosyon tatillerine çıkmıyorum. "Yaz gelmiş, hadi Bodrum’a gideyim. Kameralar da oradadır" moduna girmiyorum. Gece gündüz çalışıyorum ve uzun vadede kazançlı çıkacağıma inanıyorum.

Gelecek yıl İtalya’ya yerleşiyorum

Sokaklarda çok güzel tepkiler alıyorum ve bu ilgi beni sıkmıyor. Sevenlerimle sohbete dalıp gideceğim yeri unuttuğum bile oldu. Sevgiden zarar gelmez sonuçta... Ama bazen farklı tepkiler de olabiliyor. Herkes iyi niyetli değil. Gerçi bir süre sonra sokaklarda rahat yürüyen biri olacağım. Önümüzdeki haziran ayından itibaren hayatımı yurtdışına taşımayı düşünüyorum. Eğer fikrim son anda değişmezse İtalya’ya gideceğim. Yarım kalan eğitimimi tamamlamak niyetindeyim. Tabii ki bir ayağım her zaman burada olacak.

08 Ağustos 2007 Çarşamba

Gokhan Ozen Roportaji


Artık daha çok düşünüp daha az konuşuyorum!




'Resimler ve Hayaller' isimli albümünü piyasaya çıkaran Gökhan Özen, "Aynaya baktığımda gerçekçi, olgun ve sakin bir Gökhan görüyorum" dedi ve ekledi: Kendi içinizde huzurlu olduğunuz zaman başarılı olursunuz. Ben artık daha çok düşünüp, daha az konuşuyorum. Üç yıllık aradan sonra yeni bir Gökhan oldum..

Gökhan Özen üç yıllık suskunluğunu 'Resimler ve Hayaller' isimli albümü ile bozdu. Artık yepyeni bir insan olduğunu söyleyen Özen, "Albümdeki 12 şarkının da söz ve besteleri bana ait. Resimler hatıraları, hayaller de o anda yaşadığım gerçekleri temsil ediyor" dedi. "Acılarımın limitini doldurdum. Şu anki duruşumu da o acılara borçluyum" diyen yakışıklı şarkıcıyla, hem yeni albümü hem de müzik piyasasındaki son gelişmeleri konuştuk.

* 'Resimler ve Hayaller' nasıl bir albüm?
'Aramazsan Arama' ile tanınan ve sevilen Gökhan Özen tarzının devamı. Kendi hayatım ve içsel dünyamda yaşayanlar, albümde harmanlandı. Buram buram ben kokuyor bu albüm. Yaşadıklarımdaki gerçeklik, şarkılarıma yansıdı hep. Resimler hatıraları, hayaller de o anda yaşadığım gerçekleri temsil ediyor.

YERE SAĞLAM BASIYORUM
* Küçük yaşlarda çok acılar yaşadınız, hapse girdiniz. Sizi cezaevine götürürlerken bir bakışınızı hatırlıyorum...
'Çıkınca konuşuruz artık' dediğim bir bakıştı o. Çok klişe olacak ama inanarak söyleyeceğim bir sözdür bu. Yaşadığımız acılar kadar güçlü oluyoruz. Bunları yaşamadan önce belki daha ürkek, kendimi daha az tanıyan bir insandım. İnsan bir takım duyguları yaşadıktan sonra yere daha sağlam basmayı öğreniyor. Bütün bu olanlardan sonra aynaya her baktığımda eski Gökhan'ın olmadığını görüyorum. Artık ayakları yere basan bir Gökhan var. Daha çok düşünen, daha az konuşan, daha çok çalışan bir Gökhan var.

* Hapis, jet-ski'yle kaybolma olayınız derken size karşı bir güvensizlik yaşandı. 3 yıl sonra farklı bir Gökhan mı çıktı ortaya?
Evet artık eski Gökhan yok! Ancak şu andaki duruşumu oluşturan şeyler de yaşadıklarım. Hiçbir zaman yaşadıklarımı ne gizlerim, ne hakkında konuşmaktan gocunurum. Hepsi Allah tarafından insanın başına gelen şeyler. Daha fazla varsa acı, onları da yaşayacağız.

GERÇEKÇİ VE OLGUN BİR GÖKHAN
* Şu an aynaya bakınca ne görüyorsunuz?
Aynada daha gerçek, daha olgun, daha sakin, daha az fevri, daha çok gülen bir adam görüyorum. Bu Gökhan'ı daha çok sevdim.

* Son günlerde magazin dünyası çok hareketli. Siz galiba sessiz sedasız izliyorsunuz bu yaşananları...
Ben bu camianın çok farklı bir yerinde duruyorum ve buradan herşey çok net görünüyor. Karmakarışık bir ortamda insanlara duygu geçirmeye çalışıyorlar. Ortalığı bulandıran da aslında kendileri... Dışarıdan bakıldığı zaman çok ucuz görünüyor; gereksiz görünüyor. Böyle konuşan insanlar, müziklerini bir kenara bırakıp birbirlerinin paçalarından çekiştirmekle meşgul oldukları için albümlerinin neden satmadığını anlamıyorlar. Aslında çok basit; az laf çok iş! Konuşmaktan iş yapmadıklarını görüyorum. İşin en komiği de tartışılan konular o kadar anlamsız ki! Tartışılan şeylerin bir derinliği, bir anlamı yok. O zaman ben de burada yeni bir tartışma açayım; şarkıcılar arasında kim müzisyen? Bu işi sadece ticari olarak yapan kim, sanatçı ruhuyla yapan kim? Hadi gelin bunu bulalım. Yani polemik yaratmak o kadar kolay ki! Önemli olan seviyeli olması.

* Ne öneriyorsunuz peki?
Tavsiyem olabilir yalnızca... Başarıyı ve huzuru yakalamak için illa birbirine laf atmak gerekmiyor. Kendi içinizde huzurlu olduğunuz zaman, başarıya emin adımlarla ilerliyorsunuz. O huzuru yakalamak önemli. İnsanların biraz daha içe dönük, keşiflere çıkmalarını ve bunu yaparken de Kuran-ı Kerim okuyup, huzur aramalarını tavsiye ediyorum.

* Siz Kuran-ı Kerim okuyor musunuz?
Evet ve huzurluyum, telaşım yok, panik yok. O huzuru yakalamak adına bu çok özel bir iletişim aracıdır. Ben bu iletişimi yakaladım. Magazinsel tartışmalara vakit ayırmaktansa, Kur'an okumayı tercih ederim. Ve bunu tavsiye edebilirim.

BANA HİTAP EDEN ŞARKI OLMADI
* Bu yaz çıkan albümleri dinlediniz mi?
Hepsini dinleyemedim. Kliplerden bildiğim, duyduğum kadarıyla...

* Duyduklarınız hakkındaki yorumunuz?
Benim üç yılda bu albümü hazırlamamın nedeni; şarkıları ve sound'umu oluşturan detaylara ve kaliteye önem vermem. Emek verilmiş hiçbir şeye 'kalitesiz' demiyelim ama 'bana hitap etmiyor' diyelim. Bana hitap eden bir şey olmadı.

* 'Abilerim' dediğiniz Mustafa Sandal'ın albümü çıktı, Tarkan'ınki ise çıkmak üzere....
Mustafa Sandal'ın albümünü dinlemedim ama çıkış parçası ticari düşünülmüş. Derinliği olan şarkılar mutlaka vardır. Ben Mustafa'nın gerçekten iyi bir müzisyen olduğunu düşünüyorum. Mustafa Sandal mutlaka müzisyenliğinden bir şey katmıştır albüme diye düşünüyorum. Ama alıp da dinlemedim. Tarkan da inşallah iyi bir albüm ile gelir. Herkese başarılar; başka ne diyebilirim ki?

* Rekabet hakkında ne düşünüyorsunuz?
Rekabet güzel tabii ki. Rekabet olması lazım. Ben hiçbir zaman, hiçbir sanatçı arkadaşımı rakip gözüyle görmedim. Rekabet ortamı her zaman şenlik demektir. Yaptığın işe güvendikten sonra sana hiçbir şey geri adım attıramaz. Ben albümün içinde neler olduğunu bildiğim için içim rahat. O yüzden herkes buyursun. Zirvede tek olmak istemem!

ŞÖHRET BOMBOŞ BİR YALAN
* Sizce şöhret ne demek?
Şöhret bomboş bir yalan ve oyuncak. Kendini fazla kaptırmadığın sürece keyifli bir şey; bir enerjisi var. Şöhrete kendini kaptırdığın zaman vay haline! Her zaman başını yastığa koyduğunda, eski günlerini düşünecek, hatırlayacaksın. Ben bunları düşünürken, keyfini kaçırmadan şöhretin tadını çıkarıyorum. Benim sonradan elde ettiklerimle değişecek bir karakterim yok. Şöhreti bırakır giderim ama karakterimi bırakmam! Şöhret beni etkilemez.

* Hayranlarınız da sizi çok beğeniyor ve yakışıklı buluyor...
Çok teşekkür ederim. Beğenilmek çok keyifli bir duygu.

* Sevgiliniz Amanda da sizi beğeniyor mu diye soracağım ama bu konuda konuşmuyorsunuz...
Ben ilişkimi yaşarım ama insanların gözüne sokmam. Ben hayatımı ahlaklı bir şekilde yaşıyorum. Benim yaşımdaki her genç insanın yaşayabileceği ölçülerde yaşıyorum. Ama bunu promosyon malzemesi olarak kullanmıyorum. Medyatik promosyon tatilleri yapmıyorum. 'Yaz gelmiştir hadi bir Bodrum'a gidelim, kameralar da şimdi oradadır' diye düşünmüyorum. Öyle bir kaygım yok. Kaygı ve panik, kaosu getirir. Ben içsel huzur ile yaşamayı tercih ettiğim için, hesaplardan uzak yaşarım.

Evlenmek için aşktan gözlerim kör olmalı!


Kimse kusura bakmasın ben evlenmiyorum! Böyle bir düşüncem yok şu anda. İlişki yaşamak ayrı bir şey. Evliliği düşünmek çok ayrı bir şey. İleride hayat ne gösterir bilinmez ama benim evlenmem için gözlerimin aşktan tamamen kör olması gerekiyor. İlişki yaşadığınız herkesle böyle bir aşkı yaşayamazsınız.

* Zamanında ben böyle büyük bir aşk yaşadım. Hala kalbimdedir ve zaman zaman düşünür, satırlara dökerim. Bu aşkımı kimse tanımıyor ve mümkünse de tanımasın! Yalnızca bana özel kalsın istiyorum. Değer verdiğiniz bir şeyi dillendirmek bana çok saçma geliyor. O benim için çok değerli, ona kimse dokunmasın.

* Bende biraz maçoluk vardır. Ama bu maçoluk, bir ilişkiyi yaşanmayacak duruma getirecek kadar abartılı değildir. Çünkü ben mantıklı bir insanım ve birini kıskandığım zaman alır karşıma konuşurum.

Bir yıl sonra İtalya'ya yerleşeceğim

* Yurtdışında albüm yapmak gibi bir isteğiniz var mı?
Bir sene sonra yurtdışına taşınıyorum. Yarım kalan eğitimimi tamamlamak ve kendimi geliştirmek istiyorum. Dünya görüşüme bir şeyler katma isteğim var. Fikrim son anda değişmezse, İtalya'ya yerleşeceğim. Türkiye'yle bağlantımı koparmayacağım ama artık orada yaşayacağım. Türkiye'de çıkaracağım albümleri de İtalya'da hazırlamak istiyorum.

* Neden İtalya'yı seçtiniz?
Akdeniz iklimi, Akdeniz insanı... Kendimi İtalya'ya diğer soğuk Avrupa ülkelerinden daha yakın hissediyorum. Kültürünü tanımak istediğim bir yer ama dediğim gibi; son anda fikrim değişmezse!

03 Ağustos 2007 Cuma

Yalan Dunya 4. Bolum

4. Bölüm Özeti

Ömer, Azra’ya ve Saner’in hayatına giderek alışmaktadır. Saner’in dedesi ve ailesi, ondaki bu değişikliklere anlam veremezken, Saner’in Azra’ya aldığı nişan hediyesi ortalığı daha da karıştırır. Vuslat, oğlu sandığı Saner’in hafızasını kaybetmesine çok üzülürken, Saner hiç tanımadığı bir hayatın alışkanlıklarına tamamen yabancılık çekmektedir. Saner, Ömer’in çevresine alışmaya çalışırken, Saner’in lüks isteklerini karşılamak hem Vuslat, hem de Erdinç için zorlaşmaktadır. Azra’ nın babası Avni’nin Mahmut’a olan borcu gün geçtikçe daha çok soruna yol açmakta, hatta tüm bunlardan habersiz Ömer’in bile yaşantısını etkilemektedir. Bu hareketli yaşantıyı sevmeye başlayan Ömer, annesini özlediğini fark edince neler yaşanacaktır? Saner, kendisinden beklenmeyen derecede titiz ve aklı başında bir adam olmuş, İpek’in babasının bile gözüne girmiştir. Kazadan önce projesi suya düşen İpek’i nasıl sürprizler beklemektedir? Gerçekleri açıklamaya çalışan Ömer, bu defa kendi hayatına dönmeyi başarabilecek mi?